Oda

Korktuğum her an için kendimden özür dilerim. En çok da kendim olmaktan korktuğum her an için. Dört bir yanı duvarlarla çevrilmiş bir odaya kapatıldığımda kapıyı açmaktan korktuğum zamanlar için. Fakat aynı zamanda da o odada sabırla beklediğim için kendime teşekkür ederim. O odadan çıkmak için kapıyı, duvarları mı yumruklamalı? Belki de duvarlara yazılar yazılmalı, resimler çizilmeli. Belki kendini en güzel ve şeffaf anlatan renklerle boyanmalı. Nereye kadar o odada kalacağını bilmiyorsan eğer, belki de o odayı sevmeli. Çünkü cesaret, her zaman başkaldırıp vaktinden önce hakkını aramak değildir. Bazen cesaret, sabırdır. Zor olanı sevmek, kendine göre bir biçim vermektir. Belki de korkmadan yaşamak, kendini büyük zorluklara ve tehlikelere atmak değildir. Var olanın yeterince zor olmadığını kim söylemiş? Korkak olduğunu, ya da o odada sonsuza dek kalacağını kim söylemiş? Her kim söylediyse, ona şu cevabı verebiliriz galiba. 'Sonsuza kadar o odada kalmayacağım fakat o odayı her şeye rağmen bir parçam olarak ve sevgiyle hatırlayacağım.' Bazen anlaşılmak imkânsızdır. Anlamak ya da kabullenmek de zordur. O odada yalnızsanız ve odanın bir penceresi yoksa eğer, kimseyle konuşamayacağınızı ve nefessiz kalacağınızı düşünebilirsiniz. Ama nefes de ses de her zaman içinizde. Yazımı anlamlandırmak zor gelmiş olabilir. Karmaşık olduğu ve belirsizlikler barındırdığı çok belli. Çünkü karmaşık ve belirsizliklerle dolu bir hayatım var. Süslemeye çalıştığım bir oda var ve bazen o odadan kaçmayı başarsam da bazen o odaya tıkılıp kalıyorum. Bu nedenle, o odayı süslemenin ve sesin de nefesin de içimde olduğunu düşünmenin odadan çıkana kadarki en iyi seçenek olduğunu düşünüyorum. Belki bu sayede o oda, korkumu değil, korkusuzluğumu simgeleyen ve bana ait bir yer olur. Tıkılıp kaldığınız odaların sizi nefessiz bırakmasına izin vermeden, duvarları, yazılar yazarak ve kendi renklerinize boyayarak kırmanız dileğiyle!


Nergiz AYDIN

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İstanbul

Venusegitimdanismanlik.png